Kampüsümüz, İklim Çözümleri İçin Yaşayan Bir Laboratuvar

ana görsel

Sabancı Üniversitesi, COP31 kapsamında bilim, teknoloji ve politika ekseninde geliştirdiği sürdürülebilirlik çalışmalarını uluslararası kamuoyuyla paylaşmaya hazırlanıyor. Sabancı Üniversitesi Sürdürülebilirlik Müdürü Pelin Nur Karaçal ile üniversitenin COP31'e sunacağı katkıları, kampüste yürütülen sürdürülebilirlik çalışmalarını ve iklim değişikliğiyle mücadelede üniversitelerin üstlendiği rolü anlattı.

 

 

COP31'i bir üniversitenin sürdürülebilirlik gündemi açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

COP31'i, bilimsel bilginin karar alma süreçleriyle buluşması açısından önemli bir fırsat olarak görüyorum. İklim değişikliğiyle mücadelede hedefler belirlemek kadar, bu hedeflere hangi yöntemlerle ulaşacağımızı göstermek de gerekiyor. Üniversiteler; araştırmaları, yetiştirdikleri insan kaynağı ve farklı paydaşları bir araya getirme kapasiteleriyle bu sürece katkı sunabilir. Bizim sorumluluğumuz, ürettiğimiz bilgiyi kampüsün dışına taşıyarak uygulanabilir çözümlere dönüştürmek.

Sabancı Üniversitesi COP31'e nasıl bir katkı sunmayı hedefliyor?

Katkımızı bilim, teknoloji ve politika üzerine kuruyoruz. 8 projemizle Green Zone'da, 3 panelimiz ile Blue Zone’da Akademi Pavilyonunda düzenleyeceğimiz oturumlarla disiplinlerarası çözümler ürettiğimiz çalışmalarımızı paylaşacağız. Döngüsel ekonomi, ileri malzemeler, enerji dönüşümü ve kaynak verimliliği bu yaklaşımın öne çıkan başlıkları. COP31'de kurulan temasların ortak araştırmalara, pilot uygulamalara ve uzun soluklu ortaklıklara dönüşmesini önemsiyoruz.

COP31'de adil geçiş ve kapsayıcılık sıkça vurgulanıyor. Üniversitelere burada nasıl bir görev düşüyor?

İklim eylemi ancak adil ve kapsayıcı olduğunda kalıcı olabilir. Düşük karbonlu ekonomiye geçiş çalışanları, kırılgan toplulukları ve gelecek nesilleri doğrudan etkiliyor. Üniversitelerin görevi, bu dönüşümün toplumsal etkilerini bilimsel olarak ortaya koymak ve yeni ekonominin ihtiyaç duyduğu becerileri kazandırmak. Gençlerin bu süreçte söz sahibi olmasını da öncelikli görüyoruz.

 

 

Üniversitenin kampüsündeki sürdürülebilirlik çalışmaları bu yaklaşımı nasıl destekliyor?

Kampüsü, çözümleri deneyebildiğimiz ve sonuçlarını izleyebildiğimiz bir yaşayan laboratuvar olarak görüyoruz. Enerji, su, atık, ulaşım ve biyolojik çeşitlilik konularını eğitim ve araştırmayla ilişkilendirmeye çalışıyoruz. Sabancı Üniversitesi'nin 2050 net sıfır kampüs hedefi de bu dönüşüme katkı sağlıyor.

Sürdürülebilirlik yönetiminde veriye dayalı ilerlemek çok önemli. Etkimizi ölçmek, önceliklerimizi belirlemek ve hayata geçirdiğimiz uygulamaların sonuçlarını düzenli olarak izlemek zorundayız. İklim Aksiyon Planımız doğrultusunda yürüttüğümüz enerji, su ve atık yönetimi çalışmalarıyla kaynak verimliliğini artırırken, kampüsümüzü sürdürülebilir çözümlerin geliştirildiği ve uygulandığı bir yaşam laboratuvarına dönüştürüyoruz.

Kampüsteki dönüşüm günlük kararlarla da şekilleniyor; bu yüzden öğrencilerin ve çalışanların katılımı belirleyici. Öğrencilerimizde süreçlerde iyileştirme önerileri geliştiriyor; bu öneriler bize de yeni bakış açıları kazandırıyor.

Bu süreçte Sürdürülebilirlik Ofisi nasıl bir rol üstleniyor?

Ofisimizin temel rollerinden biri, üniversitenin farklı birimleri arasında bağlantı kurmak. Akademik birikimi, operasyonel deneyimi ve öğrencilerin fikirlerini aynı hedeflere yönlendiriyoruz. Stratejik hedeflerin somut uygulamalara dönüşmesini, ilerlemenin izlenmesini ve deneyimlerin paylaşılmasını destekliyoruz. 

COP31'den beklentiniz ve vermek istediğiniz temel mesaj nedir?

Beklentim, görüşmelerin uygulamaya dönüşecek ortaklıklar üretmesi. Konferans sonrasında hangi adımları attığımızı ve nasıl bir ilerleme sağladığımızı konuşabilmeliyiz.

Bilgiye, yenilikçi fikirlere ve bunları geliştirecek insan kaynağına sahibiz. Şimdi bu kapasiteyi ortak hedefler etrafında buluşturmalı ve çözümlerin hayata geçmesini hızlandırmalıyız. Bu süreçte sorumluluk almaya ve birlikte üretmeye hazırız.